LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ YÖNETİLMEK

REZA Yıllar önce iş için bir yabancı ülkeye yolum düşmüştü. Ülkeye gelir gelmez kendimi ateşli bir gündemin içinde buldum. Herkes “ o milletvekili istifa edecek, etmeli “ diyordu.

Ne olduğunu tam anlayamamış, TVler’den gelişmeleri izliyordum. Bahsedilen “ o milletvekili “ sonunda istifa etmeye karar vermişti. İstifa kararı iktidarda bulunan partisi tarafından da büyük destek görmüştü.

Otelin resepsiyonundaki yaşlı adama sordum olayın aslını. Biraz sert bir sürat ifadesiyle, “ Sonunda istifa etti. Olması gereken buydu “ dedi ve hikayeyi anlatmaya başladı.

Bundan birkaç ay evvel, “ o milletvekili “ önemli bir toplantı için şehir dışına gitmiş. Orada bir gece otelde kalıp,ertesi gün geri dönecekmiş. Milletvekili toplantı için o kente gitmiş. Toplantıya katılmış. Ancak o gece otelde kalmamış. Otelde kalması için verilen parayı da iade etmemiş.
Vekil, o gece içtiğini ve sarhoş olduğunu, otele gidemeyip arabasında uyuduğunu söylemiş. Ancak halk bir türlü tatmin olmamış ve istifasını istemiş. Birkaç gün sonra hem halktan hem de kendi partisinden baskılar artınca, özür dileyerek istifa etmiş.

Milletvekilinin iade etmediği otel parası o ülkede ancak 2,5 paket sigara almaya yetiyordu. Yani bizim kavramlarımızla çok cüzi bir rakamdi.

Yaşlı adam olayı anlattıktan sonra, az daha yüksek sesle “ Ne varmış ki bunda da istifa etmiş? “ diyecektim, vazgeçtim. Sonra ülkemi düşündüm ve hüzün çöktü içime.

Bir yanda 2,5 sigara paketi parasını iade etmediği gerekçesiyle halkı ve partisi tarafından istifa ettirilen bir vekil, öte yanda ülkeyi baştan başa soyan politikacılarımız..

Daha sonra başka bir ülkede gene böyle bir olaya şahit oldum. Bu sefer bir milletvekili sadece vekillere devlet işleriyle ilgili toplantılara katılmaları için verdiği uçaklardaki %20 indirimi kendi işine yönelik bir özel toplantıda kullandığı ortaya çıkmıştı.

Bu Milletvekili bu indirim için istifa etmedi ama partideki üst düzey görevlerinden alındı. Ciddi bir kınama verildi. Gelecek seçimde de üstü çizildi, tekrar aday olmadı.
Siyasi hayatı resmen bitti.

Böyle örnekleri defalarca yaşadım…

Bu örnekleri yaşadığım ülkelerde birşey dikkatimi çekti. Halk yolsuzluğa ve bu tip ayrıcalıklara karşı çok duyarlıydı. Adı herhangi bir şaibeye karışan politikacıyı istifa edip aklanıp geri gelmesi için ilk kendi partisi istifaya davet ediyordu.
Şaibeye bulaşmış siyasilere halktan hiçbir şekilde “ çalıyor ama çalışıyor. Soyuyorsa beni soyuyor. Çalıyorsa bizden. “ gibi yaklaşımlarla sahip çıkma asla olmuyordu.

Hangi ideolojiden, partiden ve kimlikten olursa olsun halk, bütün olarak bu tip iddialara en sert tepiyi gösteriyordu.

Daha önce Twitter’da defalarca örnekleriyle anlattığım gibi, bu ülkelerin halkları kendi sistemlerine karşı da çok dürüst olduklarına şahit oldum.

Bizim toplumumuzda devleti soymak ve üstüne “ Ne yaptıysam halkım için yaptım “ edebiyatı yapmak her daim ise yarayan adeta kutsanmış bir ritüel haline gelmiştir.

Toplumun kendi çürümüş ahlak anlayışı bu tip ritüellere en büyük pirimi vermektedir.

Batı toplumlarında halkı soyanlara, kendi partisinin seçmeni başta olmak üzere hiçbir kesim destek vermemektedir.

Bizim ülkemizde çalanın öncelikle idelojik, etnik kimlik ve mezhep olarak yakınlığına bakılır. Herhangi bir şekilde bağdaşan bir yan bulunursa hemen ilkel bir içgüdü otomatik olarak devreye girerek “ bizdenmiş” demeye başlar ve soyguncuyu bir şekilde bilinç altında aklatmaya başlar.

Kendimizi kandırmayalım.

Bir toplumun ahlaki ne ise, seçtikleri yöneticilerinin de ahlaki harfiyen aynıdır.

Bir yanda 2,5 sigara paketi parası değerinde bir meblağ için milletvekilini istifa ettiren halka, bizim ülkemizdeki evindeki milyar doları oğluna sıfırlatanları asla tekrar seçtiremezsiniz.

Sağlıklı bir politik ahlak ve şeffaf siyaset anlayışına sahip bir halkı asla ulkeyi haraca bağlayan siyasiler yönetemez.

“ Milletin a..koyacağız” diyen adamın bütün vergi borçlarını sıfırlayan bir siyasi anlayışı ancak o ahlak yapısında olan toplum tekrar seçer ve iktidara taşır.

Bir toplumun siyasilerinin ahlaki, o toplumun halkının ahlakidir.

“ Çalıyor ama çalışıyor, soyuyorsa beni soyuyor, çalsın yeter ki bizden olan çalsın “ anlayışı hem halk hem siyasetçi ahlakidir.

Bu ilkel ahlak anlayışı için lütfen Batılılar’ı, Emperyalizm’i, Yahudiler’i yani her olayda bilimum suçlu gösterdiğimiz dış odakları sorumlu göstermeyelim.

Bu anlayışın temeli bizim kendi ahlak anlayışımızdır.
Sorumlulari dışarıda değil bizzat  baktığımız aynalardadır.

Nasıl yaşıyorsak öyle yönetiliyoruz.

Layık olduğumuz bir şekilde hem de…

Advertisements

2 thoughts on “LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ YÖNETİLMEK

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s